Oda Termostatı Gece Kaç Derece Olmalı? Bir Gece, Bir Soru ve Bir Kalp
Kayseri’nin soğuk, sert havası sabahları uyandırırken biraz daha sertleşiyor. Akşamları ise soğuk içimi delip geçiyor, yüzümde bir acı hissi bırakıyor. Bu şehri seviyorum; ama her zaman içimi ürperten soğukları var. Gece olunca, odamda sıcaklık çok önemli olmaya başlıyor. Her şeyin yolunda gittiği bir günde bile, geceleyin o sıcaklığı bulamamak, bana eski bir acı hatırlatıyor. O yüzden odama termostatı yerleştirip ona geceleri kaç derece olması gerektiğini soruyorum. Ama bu sorunun cevabını bulmak bazen ne kadar zor olabilir…
Geceyi Hissederek Yaşamak: O Sıcaklık Arayışı
Bir akşam işten geldim. Üzerimde günün ağırlığı, kafamda birkaç konuşmayı, birkaç kararsız anı taşıyorum. Oda termostatını duvara yerleştiriyorum, 20 dereceye ayarlıyorum. “20 derece iyi olmalı,” diyorum kendi kendime, “soğuk da değil, sıcak da değil.” Ama bir yandan da sanki her şeyin sadece sıcaklıkla ilgili olmadığını biliyorum. 20 derece, vücudum için iyi olabilir, ama kalbimi, ruhumu ısıtacak kadar yeterli olacak mı? Bazen, o sıcaklık değişimlerine, odadaki hava durumuna bakarak yaşamımı şekillendirdiğimi düşünüyorum. Geceyi, bir ruh hali olarak mı yaşamalıyım? İçimdeki yalnızlıkla mı barışmalıyım? Hepsi bir arada…
Oda termostatı gece kaç derece olmalı sorusu, aslında sadece fiziksel bir ihtiyaçtan çok, duygusal bir sorgulama gibi geliyor bana. Kış akşamları, bir köşede odanın sıcaklığına bakarak, “Bu kadar sıcaklık yeter mi?” diye düşündüğümde aslında içimde bir eksiklik hissediyorum. Yalnızca fiziksel sıcaklık yetmiyor, bir güven, bir huzur arıyorum. O huzur bir arada olmaktan, bir şeyin sıcak hissettirmesinden, birinin yanında uyumaktan geliyor. Ama o kişi şu an yok. O yüzden, odadaki sıcaklık daha da kıymetli.
Hikayenin Gecesi: Bekleyişin İçinde Sıcaklık
Bir gece, yalnız başıma otururken, termostatı tekrar 22 dereceye getirdim. Ama sabahları Kayseri’nin soğuk havası zaten yavaşça duvarlara nüfuz etmeye başlamıştı. “Bu geceyi biraz daha sıcak geçirsem mi?” diye içimden geçirdim. Odanın karanlığında, her şeyin geçici olduğunu bildiğim bir andı. 22 derece de belki yeterli oluyordu, ama içimden bir ses daha fazla sıcaklık istiyordu. Ama o sıcaklık, sanki içinde başka bir şey taşıyor gibiydi. Gecenin sessizliğinde, sıcaklık bile bir anlam taşıyordu. 23 mi? 24 mü? Ama bu, bedenimi ne kadar ısıtarsa ısıtsın, ruhumu saran eksiklik hissini gidermeyecek gibi geliyordu. Sadece sıcaklıkla değil, belki de hayatta başka bir şeye ihtiyacım vardı.
Bir gün, içimi biraz daha dökmek istedim. Bir arkadaşım vardı. Hep konuşurduk, çok derin şeyler paylaşırdık. Ama bir akşam, her şeyin içinde bir boşluk hissettim. Aradım. Konuştuk, birkaç cümleyle hayatın anlamını tartıştık. Ama sonrasında, “Bu gece odamın sıcaklığı kaç derece olmalı?” diye sormadım. Çünkü sıcaklık, aslında evin içinde hissettiğim bir eksikliği dolduracak kadar değerli değilmiş gibi geliyordu. “Sıcaklık ne kadar önemli ki?” diye düşündüm. Belki de bazı geceler yalnız olmak, evin içinde bir sıcaklık aramak, bir anlam taşımamalıydı. Bu gece de öyleydi. O an termostatı 24 dereceye koymamışım, çünkü 24 derecenin bile içimi ısıtmayacağına inanıyordum.
Geceyi Sıcak Kılmak: İçsel Sıcaklık Arayışı
Bir sabah uyanıp pencereye bakarken, Kayseri’nin soğuk havası beni bir kez daha uyandırıyor. Odamın termostatını kontrol ediyorum, 20 derece. Ama dışarıdaki hava, 5 derece. İçimde bir eksiklik var. Yalnızlık hissi… O kadar sıcak olmasına rağmen, bir eksiklik hissediyorum. O zaman fark ettim ki, oda termostatı gece kaç derece olmalı sorusu sadece fiziksel sıcaklıkla ilgili değilmiş. O eksiklik, bir insanın içindeki boşluğu doldurabilmeli. Yalnızca termostatla değil, belki de yalnızlığımla ilgiliydi. 24 derece olsa bile, tek başıma geçirdiğim bir gece, içimi dolduramıyordu. Sıcaklık, duygusal bir anlam taşıyabilmeli, değil mi?
Geceyi sıcak geçirmek istedim. Ama o sıcaklık, bazen daha derin bir şey ifade etmeli. Geceye nasıl yaklaşmak gerektiğini düşündüm. O kadar sıcak olmak gerekmedi. Bazen geceyi yalnız geçirebilmek, sıcaklıkla değil, kendi içimizdeki dengeyi bulabilmekle ilgili. İçimdeki sıcaklık, her şeyin fazlasıydı belki de. Gerçekten duygusal bir ihtiyaçtı. Belki de her şeyi ısıtmak, her geceyi sıcak geçirmek değil, bir insanın ruhunu anlamak daha değerliydi.
Sonra Düşündüm: Oda Termostatı Gece Kaç Derece Olmalı? Sorunun Aslında Cevabı Yokmuş
Ertesi gün, termostatı 22 dereceye getirdim. Ama içimdeki sıcaklıkla, odanın sıcaklığı arasındaki farkı anlamadım. Dışarıdaki soğuk, içerideki sıcaklığı anlamlı kılabilirdi belki. Ama içimde o boşluğu hissettim. Geceyi 22 derecede geçirdim. Oda sıcaklığı bu kadar basitti, ama kalbimdeki soğukluğu hissettim. Termostatın derecesi, geceyi geçirdiğim sıcaklıkla değil, içimde hissettiklerimle doğru orantılıydı. İçsel sıcaklık, her şeyin cevabıydı aslında. Zihnindeki ısı, vücudundaki ısıdan daha önemli. Geceyi, o içsel sıcaklıkla daha sıcak geçirebilirdim belki.