Merhaba! Omy sayfasında bugün “Kocamların erkek kardeşine ne denir” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz.
Kayseri’de Bir Gün ve İçimde Biriken Sorular
Kayseri’de sabahlar hep aynı sessizlikle başlıyor gibi görünür ama benim içimde hiçbir sabah birbirine benzemez. 25 yaşındayım ve evli sayılırım; “sayılırım” diyorum çünkü bazı kelimeler hayatın ağırlığını tam karşılamıyor. İnsan bazen kendi hayatını bile tam cümleye oturtamıyor.
O sabah yine erkenden uyandım. Perdeden sızan ışık odanın duvarına ince bir çizgi gibi düşüyordu. Telefonuma uzandım, bildirim yoktu. Ama içimde bir şey vardı: adını koyamadığım bir sıkışıklık.
Son günlerde kafama takılan bir soru vardı ve ne kadar basit görünse de beni sürekli içine çekiyordu: “Kocamların erkek kardeşine ne denir?”
Bunu ilk kez yüksek sesle düşünmem, abartılı gelebilir ama bazı sorular insanın zihninde büyür. Özellikle de o sorunun karşılığı bir insansa.
İsimlerden Daha Fazlası: Aile İçinde Kaybolmak
Evlendikten sonra en çok şaşırdığım şey, kelimelerin ağırlığı oldu. Eskiden sadece “abi”, “kardeş”, “amca” gibi basit etiketler vardı. Şimdi ise her ilişki yeni bir isim, yeni bir sınır, yeni bir mesafe demekti.
Kocamın ailesiyle tanıştığım ilk gün hâlâ aklımda. Büyük bir yemek sofrası, sürekli dolup boşalan çay bardakları ve herkesin birbirine alışık bakışları… Ben ise sanki yanlış bir cümlenin içine düşmüş gibi hissediyordum.
O an ilk kez gördüm onu.
Sessizdi. Çok konuşmuyordu ama konuştuğunda da dikkat çekiyordu. Gözleri bir şeyi anlatmak ister gibi bakıyordu ama kelimeler hep yarım kalıyordu.
İşte o an içimden geçen tek şey şuydu: “Bu adam kim benim için?”
Ama o gün bunu düşünmek bile garipti. Çünkü daha kendimi bile o evin içinde doğru yere koyamamıştım.
Kayınbirader Kelimesiyle İlk Tanışma
Bir süre sonra öğrendim. İnsanlar ona “kayınbirader” diyordu.
İlk duyduğumda garip gelmişti. Dilime ağır, kulağıma uzak. Sanki bir akrabalık değil de resmi bir belge gibiydi. Her şeyin bu kadar net tanımlanması beni rahatsız etmişti.
Oysa ben hayatı hep biraz dağınık yaşayan biriyim. Günlüklerimde bile cümlelerim tam bitmez. Noktaları sevmem. Çünkü hayatın da bitmediğini düşünürüm.
Ama “kayınbirader” kelimesi, bir nokta gibi duruyordu karşımda. Keskin, net, değişmez.
Bir akşam mutfakta bulaşık yıkarken kendi kendime tekrar ettim:
“Kocamların erkek kardeşine ne denir?”
Sesli söyleyince daha da tuhaf oldu. Sanki bir yabancı dili öğrenmeye çalışıyordum ama kelimenin karşılığı bir insan değil de bir duyguymuş gibi.
Aramızdaki Sessiz Hikâye
Zaman geçtikçe onunla daha sık aynı ortamda bulunmaya başladım. Ama bu “yakınlık” kelimesiyle açıklanacak bir şey değildi. Daha çok aynı evin içinde iki farklı dünyada yürümek gibiydi.
Bir gün akşam yemeğinden sonra balkona çıktım. Kayseri’nin o sert rüzgârı yüzüme çarpıyordu. Arkadan kapı açıldı. O geldi.
Hiç konuşmadık önce. Sadece yan yana durduk. Şehir ışıklarına baktık.
İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Ne olduğunu anlayamadığım bir çekim değil bu, daha çok anlaşılmayı bekleyen bir sessizlikti.
Sonra o konuştu:
“Burada hep rüzgâr böyle mi eser?”
Basit bir soruydu ama o an içimde bir şey kırıldı. Çünkü bana ilk kez gerçekten bir şey sorulmuş gibi hissettim.
Ben de sadece “evet” dedim.
O kadar.
Ama o “evet” bile içimde uzun sürdü.
Günlüğüme Yazdığım Cümleler
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Yazarken elim titremiyordu ama içim titriyordu.
“Bugün yine onu gördüm. Konuşmadık ama konuşmuş gibi hissettim. Bu nasıl bir şey bilmiyorum. Kocamların erkek kardeşine ne denir diye düşünüyorum ama aslında sorum bu değil. Ben onu nereye koyacağımı bilmiyorum.”
Cümleyi bitirince durdum. Deftere baktım. Kendime kızdım.
Çünkü bazı hisler yazınca gerçek oluyor. Ve gerçek olunca insan kaçamıyor.
İçimde Büyüyen Çelişki
Bir yandan evliliğim vardı. Düzenli bir hayat. İnsanların “mutlu olmalısın” dediği bir çerçeve.
Diğer yandan içimde tanımlayamadığım bir boşluk vardı.
O boşluk onun varlığıyla doluyordu gibi değildi. Daha çok onun varlığıyla fark ediliyordu.
Kendime kızıyordum. “Böyle düşünmemeliyim” diyordum.
Ama insan düşüncelerini her zaman kontrol edemez. Özellikle de sessiz kalan şeyler büyüdüğünde.
Bir Kahve Anı
Bir gün evde yalnızdık. Kocam işteydi. O ise salonda kitap okuyordu. Ben mutfakta kahve yapıyordum.
Fincanı alıp salona geçtiğimde başını kaldırdı.
“Bana da yapmış mıydın?” dedi.
O an duraksadım.
“Evet,” dedim.
Aslında yapmamıştım. Ama o an “hayır” demek garip geldi.
Kahveyi uzattım. Parmağımız kısa bir an değdi. Belki sadece bir saniye. Ama o saniye uzun sürdü.
İçimde bir şey düğümlendi. Hemen kendimi geri çektim.
O an ilk kez net bir şekilde şunu düşündüm:
“Ben ne yapıyorum?”
Ama cevabım yoktu.
İsimlerin Ötesinde Bir Şey
Günler geçtikçe “kayınbirader” kelimesi daha da anlamsız hale geldi. Çünkü artık o kelime, gördüğüm kişiyi tarif etmiyordu.
İnsanlar bazen kelimelerle değil, bakışlarla tanımlanır.
Onun bakışı da bir kelimeye sığmıyordu.
Bir akşam yine balkonda karşılaştık. Bu kez hava daha soğuktu.
“Üşümüyor musun?” dedi.
“Biraz,” dedim.
Ceketini çıkardı, bana uzattı.
O an içimde tuhaf bir sıcaklık yayıldı. Bu bir romantik sahne değildi. Ama insanın kalbini en çok da böyle küçük anlar sarsar.
Ceketi giymedim. Sadece elimde tuttum.
Çünkü giymek, kabul etmek gibi gelmişti. Ve ben neyi kabul ettiğimi bilmiyordum.
İçimdeki Hayal Kırıklığı
Bir süre sonra kendimden uzaklaştığımı fark ettim. Aynaya baktığımda yüzüm aynıydı ama içimdeki kişi değişmiş gibiydi.
Hayal kırıklığım kendimeydi.
Bir yandan “böyle hissetmemeliyim” diyordum, diğer yandan hissettiğim şeyin gerçekliğini inkâr edemiyordum.
Ona karşı bir şey hissettiğimden bile emin değildim aslında. Belki de hissettiğim şey sadece anlaşılma isteğiydi. Belki de yalnızlıktı.
Ama insan bazen kendi duygusunu bile geç keşfeder.
Son Konuşma
Bir gün her şeyin değiştiğini hissettiğim o konuşma oldu.
Mutfakta karşılaştık. Çok kalabalık bir günün ardından herkes dağılmıştı.
“Sen hep böyle misin?” dedi.
“Nasıl?” dedim.
“Dalgın… ama aynı zamanda çok dolu.”
Bir şey diyemedim.
Çünkü doğruydu.
O an içimde bir şey çözüldü. Ama bu çözülme rahatlatmadı beni. Daha çok açığa çıkardı.
Kendi kendime sordum:
“Kocamların erkek kardeşine ne denir?”
Bu kez cevap aramak için değil, anlamak için.
Ve fark ettim ki sorun isim değildi.
Sorun, benim içimde isimlendiremediğim şeylerdi.
Kayseri Gecelerinde Kalan Sessizlik
Önerdiğimiz İçerik: Kişniş hangi yöreye aittir ?
Şimdi geceleri Kayseri’nin sessizliği daha farklı geliyor bana. Sanki şehir bile bazı şeyleri biliyor ama söylemiyor gibi.
Günlüğümü açıyorum bazen. Yazıyorum, siliyorum, tekrar yazıyorum.
Onu yazmıyorum artık.
Ama hissettiğim şey orada duruyor.
Ve ben hâlâ öğreniyorum:
Bazı soruların cevabı kelime değil, insandır.
Omy olarak “Kocamların erkek kardeşine ne denir” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!